Sigara yasağı, uzaktaki aşıklar ve yaşlı nüfusun karbon salınımına etkisi
Gönderen N. Emrah AYDINONAT zaman: Cumartesi, Şubat 23, 2008Uzun zamandır bu günlüğe bir şeyler yazacak zaman bulamıyorum. Yeni dönem başladı. Yeni dönemle birlikte İktisatta Modeller ve Yöntem dersinde iktisadi kavramların gerçek hayattaki yansımaları üzerinde konuşuyoruz. Marginal Revolution internet günlüğü sayesinde haberdar olduğum iki yazı (şu ve bu) iktisadın (ve diğer sosyal bilim alanlarının) gerçek hayattaki yanısımalarıyla ilgili ilginç (ve tartışmalı) örnekler içeriyor. Bu yazıları sizlerle paylaşarak bu sayfaları biraz canlandırayım istedim.
Birinci konu sigara içme yasağı.
Bildiğiniz gibi ülkemizde de uygulanmaya başlayacak yeni yasa ile kısa bir süre sonra bar ve meyhanelerde sigara içilemeyecek. Soru şu: Acaba bar ve meyhanelerde uygulanacak sigara yasağı alkollü araç kullanımına bağlı trafik kazalarını etkiler mi? Journal of Public Economics'te yayınlanacak olan bir makale sigara yasağının alkollü araç kullanımına bağlı kazaları arttırabileceğini söylüyor.
İlk bakışta sigara yasağı ve alkollü araç kullanma arasında bir ilişki yokmuş gibi görünebilir. Bahsi geçen makale ise bir ilişki olduğunu söylüyor. İlişkiyi kurmamıza yardımcı olacak birinci olgu düzenli olarak alkol tüketenlerin genellikle sigara da içiyor olması. İkinci olgu, her yasak gibi sigara yasağının da çiğnenecek olması. Üçüncüsü, kontrolün yoğun olduğu yerlerde sigara yasağının çiğnenmesi olasılığının, kontrolün az olduğu bölgelerde çiğnenmesi olasılığına göre daha düşük olması. Bütün bunları bir araya getirirsek, hem sigara hem alkol tüketmek isteyenlerin kontrolün az olduğu bölgelerdeki sigara yasağını çiğneyen işletmelere gitme müşevviğine sahip olacağını düşünebiliriz. Örneğin, yasak uygulanmaya başladıktan sonra, Gölbaşı, Kızılcıhamam gibi şehrin dışındaki yerlerde sigara yasağına uymayan işletme sayısının, Kızılay veya Çankaya gibi merkezi yerlerdekine göre daha fazla olacağını varsayabiliriz. Bu alkol-sigara ikilisinden vazgeçmek istemeyen tüketicilerin şehrin dışındaki bu mekanlara gitmesine yol açabilir. Kişinin merkezi bir yerden evine toplu taşım ile ulaşmasının mümkün olduğunu ancak şehir dışındaki bir yerde gece geç saatte böyle bir olanağının olmayacağını ve merkezi bir yerden eve taksi ile gitmenin maliyetinin daha düşük olduğu düşünülürse; alkol-sigara tiryakilerinin şehir dışında içmeye daha çok kendi araçları ile gideceği düşünülebilir. (Halbuki merkezde içerken maliyetler düşük olduğu için taksi ve toplu taşım kullananlar daha fazlaydı. -- hem şehir dışında park problemi de olmaz!) Dolayısıyla, makalede sunulan düşünme biçimine göre sigara yasağının uygulanmaya başlanmasıyla daha çok kişi içmeye kendi aracıyla gidecek ve (gittikleri yerler şehir dışında olacağından) dönerken alkollü olarak daha uzun bir mesafede şöförlük yapacaktır. Bu da alkollü araç kullanmaya bağlı kazaları arttırır.
İktisatçıların dediği gibi müşevvikler önemlidir. Eğer ödül, ceza ve kontrol mekanizmaları iyi tasarlanmazsa makalede dendiği gibi şehrin dışındaki bazı mekanların yasak çiğneme müşevviği olacaktır, benzer bir biçimde bazı kişilerin de alkollü araç kullanma riskini alarak bu mekanlara gitme müşevviği olacaktır. Sigara yasağının alkollü araç kullanımını arttırmaması için teşvik yapısının iyi düzenlenmesi gerekir. Örneğin, eğer bu makalede sunulan akıl yürütme mantıklıysa (ki bana öyle geliyor) sigara yasağına uymamanın maliyeti arttırılmalı, şehir içinde ve dışında kontroller yoğunlaştırılmalı, trafik kontrolleri de sıklaştırılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
Aslında en güzeli, sigara üretimini tamamen yasaklamak galiba. Zaten, yasal olarak satılan (hatta daha düne kadar devlet eliyle üretilen) bir ürünün (sigara) tüketimini yasaklamak oldukça saçma geliyor bana. Madem bu kadar zararlı bu meret kapatın sigara fabrikalarını, engelleyin ülkeye sigara girişini olsun bitsin! Ama eğer üretimi yasaklamıyorsanız o zaman sigara içenler için özel mekanlar açılmasına izin verin veya bar, kafe ve lokantalarda sigara içenlerin içmeyenleri rahatsız etmesini engelleyecek düzenlemeler getirin. Bakın, üretimi yasaklamadan sadece tüketimi yasaklarsanız, insanlar şehirlerarası yollarda telef olacak! (Tamam, abarttım. En iyisi karikatürdeki kesin çözüm!)
Siz en iyisi gidin makaleyi okuyun: Adams, S. ve Cotti, C. "Drunk Driving after the passage of smoking bans in bars", Journal of Public Economics, Science Direct üyesiyseniz makaleyi buraya tıklayarak indirebilirsiniz. İsterseniz Boston Globe'daki yazıya da bir bakın.
İkinci konu farklı şehirlerde yaşayan aşıklarla ilgili.
Evet, iktisatçıların her konuda söyleyecek sözleri var. Sizden uzakta yaşayan bir sevgilinizin olmasının maliyetleri ve sonuçları hakkında da onlardan bir şeyler öğrenebilir miyiz? Cevap: Belki. Kararı siz verin. İktisatçıların cevabı Alchian-Allen teoreminde yatıyor. Temel mantık şu: sevgilinizle görüşmenizin sabit maliyeti arttıkça her görüşmenizin "daha kaliteli" geçmesini istersiniz. Tyler Cowen diyor ki, eğer sevgilinizi görmek için uzun bir yol kattetmeniz gerekiyorsa, ziyaratenizin buna değmesini istersiniz. Bu yaklaşımın pek çok sonucu var: Birincisi uzaktaki aşıklar görüşmelerinde yerel aşıklardan daha fazla para harcayacaktır. Örneğin, birlikte dışarı çıktıklarında bunu özel kılmak için daha iyi yerlere gidip daha iyi şeyler tüketeceklerdir (+ yol masrafı). İkincisi, uzaktaki aşıklar daha az kavga edecektir. Küçük meseleleri büyütmemek için özel çaba harcayacaklardır. Onca yoldan sonra görüşecekleri iki günü kavga ederek geçirmeleri, daha sık ve daha "ucuza" görüşen yerel aşıkların kavgalarına göre çok daha maliyetli olacaktır. (Araştırmalar uzaktaki aşıkların daha az kavga ettiğini gösteriyormuş.) Bu yaklaşımın başka sonuçları da var, ilginizi çektiyse National Post'taki yazıya bir göz atın.
Üçüncü konu küresel ısınma.
Dalton ve diğerlerine göre (2008) nüfusun yaşlanması ABD'denin gelecekteki karbon salınımı üzerinde önemli bir etkiye sahip olacakmış. Makaleye göre yaşlılar karbon salınımına daha az katkıda bulunduğu için gelecekteki karbon salınımı ile ilgili öngörülerin nüfusun yaşlanmasını göz önüne alması gerekiyormuş. Makalede değişik doğum, ölüm ve göç oranlarına göre yapılmış birkaç kestirim var. Bu kestirimler karbon salınımı ile ilgili pek çok meseleyi göz ardı etse de nüfusun yaşlanmasının önemini vurguluyor. Ancak soru şu, nasıl olsa nüfusumuz yaşlanacak ve karbon salınımı azlacak diye düşünmek ABD'ye ve dünyaya her hangi bir fayda sağlar mı? Bence sağlamaz. (Ama ABD'ye Kyoto'yu imzalamamak için bir bahane daha sağlayabilir!) Siz isterseniz makaleye bir göz atın. (Makaleye erişmek için verdiğim bağlantılar sizi makalenin eski (bedava) bir versiyonuna yönlendirecek. Makale Energy Economics dergisinin Mart sayısında yayınlanmış. Science Direct üyesi iseniz makalenin son haline buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.).
Son söz.
İktisadın emperyalizmi son hızıyla devam ediyor. İktisatçıların, trafik kazalarından, aşka, idam cezasından küresel ısınmaya her konuda söyleyecekleri bir şeyler var. Onları bu konularda dinlemek faydalı olabilir ama aynı konularda araştırma yapan başka bilim dallarının olduğunu unutmamakta da fayda var.
Etiketler: İktisat (Genel), İktisat ve Hayat
